Hayatınıza Johari Penceresinden Bakın

Hayatınıza Johari Penceresinden Bakın

Johari penceresi Amerikalı iki psikolog tarafından ortaya atılan bir kavramdır. Joseph Luft ve Harry Ingram isimli bu iki psikoloğun isimlerinin ilk hecesi olan Jo-Har seslerinden türetilmiştir. Johari penceresi, problem çözebilme ve kendini keşfetme için kullanılabilen bir araçtır. 4 alandan oluşur. Bunlar açık alan, kör alan, gizli alan ve bilinmeyen alandır. Şimdi bunu daha iyi anlayabilmek adına çizimle sizlere göstereceğim.

Açık Alan

Bu alan benim de başkalarının da benimle ilgili bildiği şeyleri kapsar. Benim başkaları ile rahatlıkla paylaşabildiğim bilgilerim bu alandadır. Örneğin bir kadın oluşum, bekar oluşum veya gözlerimin mavi olması. Bunlar benim insanlarla paylaşabildiğim ve insanların benimle ilgili bildiği şeylerdir. Aynı zamanda görünen özelliklerim de bu alandadır. Mesela fiziksel özelliklerim, dış görünüşüm gibi. Bütün bunlar açık alanı oluşturur.

Gizli Alan

Gizli alan benim kendim ile ilgili bildiğim ancak başkalarının benimle ilgili bilmediklerini kapsar. Yani insanların beni izin verdiğim kadarıyla tanıması diyebiliriz. Örneğin en sevdiğim arkadaşım kim, ailemle aram nasıldır, en büyük korkum nedir, sahip olduğum kaygılar var mıdır? gibi bilinçli olarak başkalarına anlatmadığım durumları kapsar. Bazı insanlar için dini görüş veya siyasi düşünceler yine gizli alan içindedir. Bunları başkalarıyla paylaşmayı tercih etmezler.

Bilinmeyen Alan

Hem benim hem de başkalarının benimle ilgili bilmediği durumları kapsayan alandır. Yani bunu kendim de bilmiyorum, çevremdekiler de bilmiyor. Bilinçaltı gibi bir şey. Mesela siz benim bilinçaltımda yatanları bilmezsiniz ama ben de kendi bilinçaltımda yatanları bilmiyorum. Ya da travmalarım. Kişi sahip olduğu travmaları bilmez. Örneğin anksiyete yaşayan biri psikoloğa gidiyor. Şimdi buradaki gidiş sebebi anksiyete. Ancak bu anksiyetenin altında yatan ne? Bizler danışanla bunu bulmaya çalışırız. Çoğunluk olarak da psikoloğa gelme sebebi ile alttaki sebep bambaşka olur. Demem o ki birey travmalarının farkında olmayabilir dolayısıyla çevresi de onun sahip olduğu travmayı bilemez. İşte burası bilinmeyen alandır.

Kör Nokta

Şimdi burası başkalarının benimle ilgili bildiği ama benim kendimle ilgili bilmediğim şeyleri kapsar. Bu nasıl olabilir, ben nasıl kendimle ilgili bir şeyi bilmem diye düşünüyor olabilirsiniz. Çevremizdeki insanlar bizi görerek, tanıyarak, gözlemleyerek bizim hakkımızda birçok fikre sahip olurlar. Kendimizle ilgili fark edemediğimiz durumları fark edip, gözlemleyebilirler.

Örnek verecek olursak, biri bana gelip diyor ki ‘sen çok sinirlisin, bazı insanlara bu sinirini fazla yansıtıyorsun’. İşte kör nokta! Mesela ben sinirli olduğumu bile düşünmezken karşı taraf bana bu siniri bazen fazlasıyla yansıttığımı söylüyor. Farkında değilim ve bu sayede farkındalık kazanıyorum. Şimdi burası farkındalık alanı diyebiliriz. Bizler kendimizle ilgili ne kadar şey duyup, öğrenirsek o kadar gelişme gösterebiliriz. Burada şunu da söylemem gerek. Herkesin gelip size söylediği şey kör noktanız değildir. Bu noktada kendinizle alakalı bir şey duyduğunuz zaman bunun altındaki sebebi de sorun. Örneğin ‘bunu neden düşünüyorsun?’ Aldığınız geri dönüte göre gerçekten iyileştirmeniz gereken bir alan mı var, geliştirmeniz gereken bir yetenek mi var, gibi birçok soruya karar ve yanıt verebilirsiniz.

Yorum yapın..