Değişimin Düşmanı; Önyargı

Değişimin Düşmanı; Önyargı

Önyargı bir kişiye, duruma ya da olaya karşı bilgi edinmeden peşin hükümle karar vermektir diyebiliriz. Aslında şöyle bir düşündüğümüz zaman hangimizin önyargısı yok ki? Hepimiz mutlaka yaşadığımız bir olayda peşin hükümlü olmuşuzdur. İlk defa gördüğümüz birini gözlerimizle süzüp zihnimizden geçirdiğimiz olumsuz düşünceler olmuştur. Bu da bir önyargıdır.

Mesela üniversiteye yeni başladığınızı düşünün. Derse ilk defa giriyorsunuz. Bir hoca geldi. Yüzü asık, biraz da gergin görünüyor. Hemen aklınızda ‘bu hoca da çok sinirli, kesin zor soruyordur, acaba dersten bırakacak mı?’ gibi düşünceler dönüp durur. Oysaki belki de o hocanız kötü bir gün geçiriyordur, belki kötü bir haber almıştır, belki de uykusunu alamamıştır, gibi gibi birçok neden sıralayabiliriz. Hiç bu açıdan baktınız mı? Sanmıyorum, çünkü önyargı her yerde!

Neden Önyargılıyız?

Neden önyargılı olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Belki de bu yazıyı okurken ‘hayır ben önyargılı değilim.’ diye düşünüyor da olabilirsiniz. O zaman sizce insanlar neden önyargılıdır? Gelin biraz da önyargının sebeplerine yoğunlaşalım.

Elbette ki önyargıların oluşmasında tek bir sebep etkili değildir. Önyargıyı ortaya çıkaran birçok sebep vardır. Kişi bunların farkına bile varmadan çeşitli önyargılara sahip olabilir. Önyargı sebepleri kişiden kişiye farklılık gösterir. Çünkü kişinin sahip olduğu koşullar önyargı için bir etmendir.

Önyargının bir sebebi sınıflandırmadır. Burada kişileri sınıflandırmak ve etiketlemekten bahsediyorum. Birine veya birilerine karşı bir etiket oluşturduğunuzda durum sizin için onlar/bizler şeklinde ayrılır. Sonrasında onlar diye ayırdığınız kişilere karşı bir önyargı geliştirirsiniz.

Önyargı için başka bir sebebe bakacak olursak basma kalıp düşünceler de önyargıyı doğurabilir diyebiliriz. Basma kalıp düşünce değişmeyen, sabit düşüncedir. Örneğin kadınlar arasında çok söylenen ‘her erkek aldatır.’ cümlesi bir basma kalıp düşüncedir. Buradan hareketle kadınlarda her erkeği aynı kalıba sokma ve onlara güvenmeme önyargısı oluşturur.

Önyargının en önemli sebeplerinden biri de önyargının toplum içinde kabul edilmesidir. Yani baktığımız zaman belki de çoğu insana göre önyargı kabul edilemezdir. Ancak bunu uygulama konusunda pek başarılı olunduğu söylenemez. Örnek verecek olursak tarih boyunca süregelmiş bir sürü dini inanç vardır ve insanlar farklı dini görüşe sahip kişileri genel olarak ötekileştirmişlerdir. Neden? Çünkü önyargı!

Önyargıyı daha iyi anlayabilmek adına bir yazıda okuduğum hikayeyi sizlerle paylaşacağım. Zamanın birinde dört oğlu olan bir bilge varmış. Çocuklarına erken karar vermemelerini ve önyargılı olmamalarını deneyimleyerek öğretmek istiyormuş. Her birini sırayla uzak bir yerde bulunan bir ağacın yanına göndermiş.

İlk çocuğu kışın gitmiş, ikincisi ilkbaharda, üçüncüsü yazın, sonuncusu da sonbaharda gitmiş. Sonra bir gün ne gördüklerini anlatmaları için hepsini bir araya toplamış. İlk çocuk ağacın çirkin, kuru bir ağaç olduğunu söylemiş. İkinci çocuk, buna itiraz etmiş, yeşilliklerle dolu ve canlı olduğunu söylemiş. Üçüncü çocuğun fikri başkaymış, ağacın çiçeklerinin olduğunu ayrıca kokusunun ve görüntüsünün muhteşem olduğunu söylemiş. Sonuncu çocuk ise bambaşka bir düşüncede olduğunu, ağacın meyvelerle dolu, canlı olduğunu söylemiş.

Şimdi hikayeye baktığımızda hangi çocuk haksız? Hiçbiri değil! Çünkü her biri farklı mevsimde gitti ve gördüğünü anlattı. Buradan da anlıyoruz ki bir ağacı, bir insanı, bir olayı veya bir durumu kısa bir süre tanıdıktan, gördükten sonra yargılamamamız gerekiyor. Önyargılarımızdan uzaklaşmak için önce fikirlerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Çünkü fikirlerini değiştiremeyenler hiçbir şeyi değiştiremezler!

Yorum yapın..